Sonra arkasında bir hareketlilik oldu.
Araba lastiğinin çakıl taşları üzerinde gezinirken bıraktığı sesi duydu.
Biri Monica'yı rahatsız etmeye bayılıyordu sanırım.
Monica yavaşça arkasına döndü ve siyah jipi gördü.
Siyah Jip.
Anılar kafasında şekillenirken, geçmişten bir adam ustaca arabadan indi ve bir kaç adım attarak arabaya yaslandı.
Simsiyah saçları denizden esen rüzgarla dalgalanıyor, yeşil gözleri ormanları kıskandıracak şekilde parlıyordu.
Ama, Monica'nın dikkatini çeken yine sert çenesi ve mükemmel sertlikte ki dudaklarıydı.
Monica yutkundu ve özlemini yaşadığı adamın üzerinden bakışlarını çekti.
Ve adamın, şeytanı kıskandıracak sesi yayıldı.
''Merhaba, benim tatlı Monicaline'm. Uzun zaman oldu sevgilim.''Monica sesini bile özlediğini fark etti. Gözlerini kapatıp, Damian'ın rüzgarla birlikte ona akan kokusunu içine çekti. Keyifli bir şekilde gülümsedi ve gözlerini yeniden açtı.
''Sanırım varlığım sana eskisi gibi keyif veriyor.'' dedi Damian keyifle. Monica'nın gözlerini kapatıp gülümsemesini bile özlediğini fark etti.
Damian yavaşça Monica'ya doğru adımlar atarken kızın gerildiğini ve kasıldığını gördü. Şaşırmıştı.Onun Monica'sı her şeye rağmen korkusuz olurdu. Korkmazdı.
''Yıllar geçti, Damian. Benden eskisi gibi olmamı bekleyemezsin.''
Damian hala sakin ve birazda şaşkın bir şekilde Monica'yı inceliyordu.
Monica'nın ela gözleri eskisi gibi parıl parıl değildi. Saçlarının rengi açılmış, sarının en güzel haliyle parlıyorlardı. Monica beyazlamıştı sanki , eski buğday teninden eser yoktu.
Ve birde yanağında ki iki uzun yara. Gözlerinin altında parlayan o iki uzun yara çenesinden kulağına kadardı.
Herkes yaranın çirkin bir şey olduğunu düşünürdü.
Ancak bu yaralar Monica'nın yüzünde o kadar güzel duruyordu ki, gidip dokunmak, yaralarını okşayıp öpmek istedi. Ama belkide tek isteği Monica'ya tekrar yakın olmaktı.
Ama düşündüklerinin tam tersine, Monica'yı sinirlendirmeyi seçti.
''Benim Monica'm, ne olursa olsun korkmazdı.''
Monica'nın dudaklarından enfes bir kahkaha dökülünce, Damian'ın burnunun direği sızladı. Lanet olsun! Bu kadına deli gibi aşıktı. Ve yaptığı aptallığa rağmen 3 yıl boyunca kalbinin sesini dinlememek için çabalamıştı.
''Senin Monica'n ha. Ah doğru. Senin Monica'n''
Monica yerinde sabit durmaktan sıkılmışçasına etrafta dolandı. Çakıl taşlarını ayaklarının altında eziyor ve yavaş yavaş Damian'a yaklaşıyordu.
Damian'a bir adım kala durdu.
Elini yavaşça kaldırıp deniz fenerine uzattı.
''Senin Monica'n o deniz fenerinin altında öldü. Biliyorsun değil mi?''
Damian yüzündeki sırıtış büyürken, Monica o yüzü param parça etmemek için ellerini sıktı.
Monica titrek bir nefes verdi. Oyunu uzatmanın bi anlamı yoktu artık.
''Neden yeniden geldin bana.''
Damian sonunda içten bir şekilde gülümsedi.
''Seni affetmeye geldim.''
Monica sinirlendi. Affedilmesi gereken o değildi. Asıl Monica Damian'ı affetmeliydi!
''Belki beni affedeceksin. Peki ya ben seni affedecek miyim?''
Damian bu yanıtı beklemiyordu. Daha doğrusu Monica'nın kendisini görür görmez affetmesini ve narin kollarını kollarına dolamasını beklemişti.
''Beni affedeceksin, Monicaline'm. Beni affedeceksin. Ve yine eskisi gibi olacağız.''
Monica çıldıracaktı. Bu salak adam 3 yıl sonra tekrar gelip nasıl hayatında söz sahibi olmaya çalışırdı?
Ama Damian'ın ağzından duyduğu sözlerde şaşırdı.
''Çünkü sana yaptığım şeyin ne olduğunu gördüm. Yanılmıştım.''
Monica uzun bir aradan sonra ilk defa gerçek bir duygusunu yansıttı dışarıya. Ve gözlerinden süzülen yaşların yanaklarını ıslatmasına izin verdi.
''Fark etmez. Artık çok geç. Şu üç yıl içerisinde her gün geri dönüp benden özür dilemeni bekledim. Hatta o kadar alçaldım ki, seni bulup özür dilemeyi ve sana hapsolmayı istedim. O üç yıl içerisinde seni tekrar kazanabilmek, aşkını tekrardan hissetmek için her şeyimi verirdim. Ama artık çok geç. O üç yıl içerisinde olurdu. Ama o üç yıl, bu gün doldu.''
Damian sinirlenmişçesine çenesi kasıldı. Ondan uzaklaştığımı fark etmemiştim fakat o son hızla bana yaklaşıyor ve adım attığı yer resmen sarsılıyordu.
''Sana seçenek hakkı verdiğimi sanmıyorum, Monicaline.''
Korkuyla hızla geri geri gitmeye çalışırken motorumun yerinde olmadığını gördüm. Damian hızla beni yakalarken acıyla bağırdım. Bu aptal adama tekrardan yakalanamazdım!
Damian bana küçük bir deniz taşı uzattı. Taş yıldız biçimindeydi ve bizim anılarımızla doluydu. Damian bana bu taşı verdiğinde yeni tanışmıştık ve en güzeli de, o zamanlar birbirimize aşıktık. Birbirimize her küstüğümüzde veya her kavgamızda taşı, birbirimizin görebileceği yere koyardık. Ve taşı bulan kişi, karşı tarafı incitmiş olurdu.
''Bu yıldızın içinde kalplerimizin yara izleri saklı. Biz kırılmadık, sadece büküldük. Ve tekrardan öğrenebiliriz sevmeyi.''
Ve hissettiği son şey, belinde Damian'ın kolları ve boynunda Damian'ın nefesiydi. Gerisi boş bir karanlık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder