Korkuyla hızla geri geri gitmeye çalışırken motorumun
yerinde olmadığını gördüm. Damian hızla beni yakalarken acıyla bağırdım.
Bu aptal adama tekrardan yakalanamazdım!
Damian bana küçük bir
deniz taşı uzattı. Taş yıldız biçimindeydi ve bizim anılarımızla
doluydu. Damian bana bu taşı verdiğinde yeni tanışmıştık ve en güzeli
de, o zamanlar birbirimize aşıktık. Birbirimize her küstüğümüzde veya
her kavgamızda taşı, birbirimizin görebileceği yere koyardık. Ve taşı
bulan kişi, karşı tarafı incitmiş olurdu.
''Bu yıldızın içinde kalplerimizin yara izleri saklı. Biz kırılmadık, sadece büküldük. Ve tekrardan öğrenebiliriz sevmeyi.''
Ve hissettiği son şey, belinde Damian'ın kolları ve boynunda Damian'ın nefesiydi. Gerisi boş bir karanlık.
***
-Geçmişten Bir Anı-
Monica ıslak ellerini pantolonuna sildi. Adrian denen ileri zekalı adam onu işe alacağını söylemişti. Hemde onun barında uyuşturucu satmaya çalıştığı halde.
Islık çalmaya devam ederken evdeki kardeşini düşündü. Kesin yine aç uyumuş yada komşulara sığınmıştı.
Monica ağlamamak için kendini zor tutarken titrek bir nefes aldı. Bu aptal yerde olmamalıydı!
İş falan bahaneydi. Eve gitmemesinin tek sebebi kardeşinin acıma dolu bakışları olacaktı
''Hey, Monica. Haydi, içeri giriyoruz.''
Monica stersle yerinden kalktı. Bu aptal yerde durmamalıydı. Durmamalıydı! Kesinlikle bir insan barında uyuşturucu satan kıza karşı nazik olmazdı.
Siktir! Sanırım bir tuzağa çekiliyordu.
Topuklarına elveda de Monica! diye mırıldandı, Monica.
İçeri girdiğinde kahverengi ağırlıklı bir oda olduğunu fark etti. Pencereler ise kocamandı ve gece karanlığında, caddenin ışıklarıyla parlıyordu.
Ve sonunda adamı gördü.
Efsane adamı...
Adam yemyeşil gözlerini Monica'ya dikmiş O'nu inceliyordu.
Monica adamın simsiyah saçlarını seyre dalmışken, Adrian'ın Monica'nın belini sıkmasıyla kendine geldi.
''Ah Adrian. Yoksa bu güzellik yeni sevgilin mi?''
Adrian adamın eğlenceli sesine nazaran, soğukça konuştu.
''Sevgililerimi buraya getirmem, Damian.''
''Onları benim kapmamdan korktuğunu biliyorum.''
Ardından Damian kendi dediği lafa güldü. Monica şaşkınlıkla gözlerini açarken, Damian'ın kahkahasının, Adrian'ın ki ile yarışabileceğini düşündü.
''Her neyse, peki bu güzel bayan ne için burada?''
Monica bir kez daha, Damian'ın gözlerinden rahatsız olurken, burnunu hızla havaya dikti.
Adrian, Monica'nın bu hareketini görmüş olacakki, güldü.
''Burada çalışması gerektiğini düşünüyorum. Eğer onu istemezsen, benim yardımcım olabilir.''
Damian'ın yüzü ifadesizleşirken, Monica, Damian'ın duygularını mükemmel bir şekilde gizleyebildiğini keşfetti.
''Yani bu kız, masum değil, öyle mi?''
''Hayır, tam tersine. O'na masum olduğu için iş vereceğim.''
Damian sonunda rahatlamışçasına gülümsedi.
Oturduğu ihtişamlı koltuğundan kalkarken, Monica Damian'ın bu kadar iri olabileceğini düşünmemişti.
Damian petrol siyahı saçlarını karıştırdı ve enfes dudaklarından bir kaç kelime döküldü.
''Benim yanımda çalışacak. Sanırım benim gibi bir adamın, özel bir yardımcıya ihtiyacı var.''
Monica gerilmişti ve Adrian elini Monica'nın belinden çekmediği için bunu fark edebilmişti. Bu yüzden hızla lafa karıştı.
''Bence onu kirli işlerimize karıştırmamalıyız, Damian.''
Damian zafir gözlerini Monica'dan çekmeden gülümsedi.
''O'nu benimle tanıştırarak, kirli işlere bulaştırdın bile, Adrian''
***
Monica rüyasında gördüğü anısı ile yattığı yerden sıçradı. Odanın hafiften karanlık olması yüzüne tokat gibi çarparken hızla kendini geri attı ve odayı inceledi.
Küçük bir pencere vardı duvarın en üstünde. Dışarıdan gelen hafif ay ışığı ile oda aydınlanmıştı. Monica bir yer yatağında yatıyordu.
Ve anıları yüzüne tekrar çarptı.
Burası, Monica'nın Damian'ın yanında işe girdiğinde yaşadığı yerdi.
Hızla ayağa kalktı. Etrafın karanlık olmasını umursamıyordu.
''Seni adi adam! Çıkar beni buradan! Yemin ederim, sonun olacağım.''
Monica önündeki kapıyı yumruklarken, tahta olduğunu fark etti. Belki de kapıyı kırabilirdi.
Hızla kapıya abandığı sırada kapı arkasından bir ses geldi. Biri anahtarla kapıyı açmaya çalışıyordu.
Monica yumruklarını sıkarken, kapı açıldı. Ve Monica kim olduğunu umursamadan yumruğu adamın yüzüne geçirdi.
Gözünü o kadar hırs bürümüştü ki, yerde yatan adamdan gelen inlemelerle kafasını aşağı eğdi.
Bu Damian değildi!
Hızla kafasını sağa sola çevirirken kapının kenarına yaslanmış O'na sırıtan Damian'ı gördü.
''Bunu yapacağını biliyordum, sevgilim.''
''Seni aptal! Ben senin sevgilin falan değilim.''
Damian keyifsiz bir ses çıkardı. Dikkatli bakılırsa yüzünün bozulduğu görülebilirdi.
''Pekala her neyse.''
Yavaş adımlarla Monica'ya yaklaştı.
Monica'nın titreyen dudaklarına ve pekte kalın olmayan enfes dudaklarına baktı.
Ellerini, Monica'nın beline dolarken fısıldadı.
''Gerçek, gözlerinde saklanıyor. Ve bu, dilinde asılı kalıyor.''
Monica tam Damian'ın ne saçmaladığını soracakken, dudaklarına kapanan ılık dudaklarla irkildi.
Damian, Monica'yı nazikçe öperken, Monica bunu özlediğini fark etti.
Biri tarafından, sevgiyle kucaklanmayalı çok olmuştu.
Damian özlediği dudaklardan ayrılınca, Monica'nın ıslanmış yanaklarına ve şeffaflaşmış güzel gözlerine baktı.
Ve dudaklarından enfes bir şiirin son dizeleri döküldü.
''Eğer sana böyle dokunursam ve seni böyle öpersem
Bunlar uzun zaman önceydi
Hep aklıma geliyor.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder