9 Nisan 2013 Salı

Kızıl Karanlık | Bölüm 2

Monice, masada oturup Kath'e kendi hikayesini anlatan Amelia'ya baktı.
Yakın arkadaşı, tek yakın arkadaşı.
Hayatında değer verdiği tek varlık.
Yüzünde ki hafif gülümsemeyle yerinden kalktı, Monica. Hızla bastonuna uzandı. Acı hissettiği her an O'nu hatırlıyordu.
Herkesin Gangstar olarak bildiği adamı.
Damian'ı..

Hızla gözlerini kapattı.Adını bile hatırlamak o kadar canını yakıyordu ki, kalbinde tarifi imkansız acılar gerçekleşiyordu.Hızla, bastonunu yere vura vura, bahçeye indi.
Herkes derste olduğunda dolayı kimse yoktu.
Aptal liseye baktı tekrar.
Buraya geldiği ilk anı hatırladı.
Kalbi kırık, canı yanmış ve kirletilmiş bir kızdı.
İlk aşkı elinden alınmıştı. Ve ihanet suçlamasıyla idam edilmişti.

Bastonunu yere daha şiddetli vuruyor, ormana girip buradan kaçmak için çabalıyordu.
Ne kadar kaçamayacağını bilsede..

Uzan bir süre tek başına yürüdü, Monica. Kendini sakinleştirmiş, dindirmişti öfkesini.
Yavaşça küçük derenin yanına çöktü.
Bilerek kafasını suya uzatmadı. O çirkin yaralı yüzünü tekrar görmek, acıyı tekrar yüreğinde hissetmek istemiyordu.
Canı acıyacaktı. O yara orada kaldıkça canı acıyacaktı.
O yarayı, Monica'ya gösteren her aynayı kıracak ve paramparça edecekti.
Yüzüne yapışmış koca gerçekten kaçacaktı.
Ölene dek..

Arkasından gelen hışırtıyla kafasını kaldırdı. Hangi salak onu takip etme salaklığında bulunduysa bunu çok ağır ödeyecekti.
Monica bu okulun kaptanıydı. O okulu nereye sürüklerse oraya giderdi okul. Ve bir kaptana yan çizmek, idamdan başka bir şeye neden olmazdı.

Hızla bastonuna tutunup ayağa kalktı.Yüzünde sert bir ifade vardı Monica'nın. Gelen her kimse, ölümü olacağım der gibi...

Ağaca yaslandı ve bastonunu ağaca üç kez vurdu.
Tam dikkatli bir şekilde onu takip eden kişini kim olduğunu bulacakken burnuna dolan enfes çam kokusuyla dikkati dağıldı.
Ve hızla ağacın arkasına atıldı. Ve gördüğü manzarayla, yıllardır acımayan yarası bir daha sızladı.

Oradaydı.
O'nun yüzünden yaşadığı şeyleri düşündü.
Damian'ı kaybetmişti.
Kalbini kaybetmişti, aşkını, sevgisini...
İhanetle suçlanmıştı.
Ve karşısındaki adam yüzünden bunların hepsini yaşamıştı.
Bu aptal adam olmasaydı, bu aptal adam Monica'ya aşık olmasaydı, şu an Damian'la olacaktı.

Karşısında ki Adrian'a baktı, Monica.
Artık eskisi gibi gözükmüyordu. Olgunlaşmıştı.
Damian'ın yanında her zaman pısırığın teki gibi görünürdü.
Ama şimdi, heybetlenmiş, kaslanmıştı.
Değişmeyen tek şey bakışlarıydı.
Artık ona aşkla bakmıyorlardı sanki.

Monica hızla kafasını salladı. Yıllardır görmediği adam karşısındaydı! Şoka girme sırası değildi.Hızla silkelendi ve yıllardır üstüne çektiği duvarları tekrar üstüne giydi.

''Ne işin var burada?''

Adrian, kızın sesini duyunca mutlulukla gülümsedi. Yıllardır hasret kaldığı kadına sarılmak istiyordu.
Ama yapamıyordu.
O her zaman ki gibi yasaktı

''Bende seni özlemişim, Monicaline..''

Adrian'ın ağzından bir şiirmişçesine dökülen ismiyle gözlerini kırpıştırdı Monica.
Ne olursa olsun, geçmişi özlemişti.

''Ne kadar berbat durumda olduğumu mu görmeye geldin?''

Adrian, ''Hah'' lamaya benzer bir ses çıkardı.

''20 yaşındasın ve hala bu aptal okulda okuyorsun.Burası lise Monicaline. Sen ergenliğini geçeli çok olmadı mı?''

''Bende tam tamına üç yıl önce bana kurduğun tuzaktan önce senin koca bir adam olduğunu düşünmüştüm. Halbuki sen, elde edemediğin oyuncağın için, onu tehlikeye attın. Hemde o seni sevmezken.''

Adrian'da gözle görülür değişiklikler oldu. Yanakları ve gözleri çöktü. Sinirle dişlerini sıktı.

''O zaman sana deliler gibi aşıktım.''

''Ve bu yüzden az kalsın ölümüme sebep oluyordun.''

Monica sonunda düzgünce bir adım atabildi. Ama ayağındaki kurşun yarası hafiften topallamasına yol açıyordu.
Bu bile, Adrian'ın, Monica'da bıraktığı bir anıydı.

''Aşk tutkudur.Takıntıdır. Olmadan yaşayamayacağın şeydir.''

Adrian'ın şefkatli sesi, Monica'nın küçük kulaklarına doldu.
Ve Adrian bir adım daha attı, Monica'ya karşı.

''Ama şimdi bana söyle, benim hatam neydi? Sana tüm kalbimle aşık olmam mı?''

''Adrian..''

''Biliyorum,Monicaline. Yaşadığın her şeyin sebebi benim. Ama bana izin ver, bu yaşadıklarını sana unutturayım. Tek bir şans ver. Bütün acılarını sileceğim.''

Monica, Adrian'ın buraya geldiği zamanları hatırladı. Her zaman aynı şeyleri söylerdi.
Umursamayacaktı.
Onun yüzünden yaşadığı şeyleri unutmayacaktı.

''Neden geldin, Adrian?''

Adrian, sertçe kafasını salladı.
Reddedilmekten bıkmamıştı.
Monicaline'yi sevmektende...

''Seni buldu?''

Monica,Adrian'ın dudaklarından dökülen cümlelerle, kurşun yemişçesine sarsıldı.
Olamazdı.
O, Monica'yı bulmuş olamazdı..

''Ne?''

Monica'nın sesi incecik çıkıyor, gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

''Damian, sonunda seni buldu..''


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder